Yapay zekâ yarışında bugüne kadar ölçülen şey çoğunlukla ekrandaydı. Daha iyi kod yazan, daha zor soruları çözen, daha fazla veriyi analiz eden veya bilimsel makaleleri daha hızlı tarayan modeller öne çıktı.
Anthropic’in attığı yeni adım ise yarışın yönünün yavaş yavaş değişebileceğini gösteriyor.
Claude’un geliştiricisi Anthropic, San Francisco Körfez Bölgesi’nde fiziksel biyoloji çalışmalarının yapılabileceği bir “wet lab”, yani gerçek deneylerin gerçekleştirildiği laboratuvar kurdu.
Bunun önemli tarafı laboratuvarın büyüklüğü veya kaç deney yapılacağı değil.
Asıl dikkat çekici gelişme, bir yapay zekâ şirketinin artık yalnızca bilim hakkında konuşan bir model geliştirmekle yetinmemesi ve gerçek deney dünyasına yaklaşmaya başlaması.
Bilgisayarın söylediği ile doğanın yaptığı aynı şey değil
Yapay zekâ bilimsel araştırmalarda oldukça güçlü bir yardımcı olabilir.
Bir model milyonlarca veri noktasını inceleyebilir, protein yapılarını karşılaştırabilir, olası molekül tasarımlarını değerlendirebilir veya araştırmacının gözden geçirmesi gereken seçenekleri ciddi biçimde daraltabilir.
Fakat biyolojinin yapay zekâ açısından büyük bir sorunu var:
Bir şeyin bilgisayarda mantıklı görünmesi, gerçek hayatta çalışacağı anlamına gelmiyor.
Biyolojik sistemler teorik modellerden çok daha karmaşık.
Bu nedenle Anthropic’in yaşam bilimleri yöneticisi Eric Kauderer-Abrams’ın yaklaşımı önemli. Şirket, biyolojide nihai doğrulamanın hâlâ gerçek laboratuvar çalışması olduğunun altını çiziyor.
Tam da bu nedenle Anthropic’in laboratuvar kurması, yalnızca yeni bir araştırma alanına yatırım anlamına gelmiyor.
Şirket bilgisayar ile deney arasındaki mesafeyi küçültmeye çalışıyor.
Claude’un önündeki asıl eşik robot değil, geri bildirim döngüsü
Gelişmeyle ilgili en kolay başlık “Claude laboratuvar robotlarını yönetecek” olabilir.
Fakat asıl ilginç nokta bundan daha derinde.
Anthropic, Claude’un laboratuvar ortamındaki robotik sistemlerle çalışabileceği yöntemleri araştırıyor. Ancak şirket bunun henüz erken aşamada olduğunu ve insan gözetiminin güvenlik açısından gerekli kalacağını özellikle belirtiyor.
Dolayısıyla bugün için karşımızda laboratuvarı tek başına yöneten bir Claude yok.
Ama kurulmaya çalışılan sistemin yönü önemli.
Bugünkü bilimsel süreç kabaca şöyle ilerliyor:
Araştırmacı bir hipotez oluşturuyor, deney planlıyor, sonuçları bekliyor, verileri analiz ediyor ve sonraki deneye karar veriyor.
Yapay zekânın bu zincire daha fazla dahil olması durumunda ise süreç farklılaşabilir.
Model veriyi analiz eder.
Olası deneyleri değerlendirir.
Araştırmacı uygun olanları seçer.
Otomasyon sistemi deneyi gerçekleştirir.
Sonuç yeniden modele döner.
Ve yeni deney bu sonuç üzerinden şekillenir.
Burada kazandırılmak istenen şey yalnızca “zeka” değil.
Deney döngüsünün hızı.
Asıl yarış daha büyük model yapmak olmayabilir
Son birkaç yılda yapay zekâ şirketleri büyük ölçüde aynı yarışın içindeydi.
Daha büyük veri merkezleri, daha güçlü işlemciler, daha fazla parametre ve daha uzun düşünme süreleri…
Fakat bilim tarafında model ne kadar güçlü olursa olsun tek başına yeterli olmayabilir.
Çünkü bilim yalnızca doğru cevabı tahmin etmekten oluşmuyor.
Sonucun sınanması gerekiyor.
Anthropic’in laboratuvar hamlesi bu yüzden farklı okunmalı.
Şirket, yapay zekânın bilimsel değerinin yalnızca ne kadar iyi cevap verdiğiyle değil, oluşturduğu fikirlerin gerçek dünyada ne kadar hızlı sınanabildiğiyle ölçülebileceği bir döneme hazırlanıyor.
Bu ayrım önümüzdeki yıllarda oldukça önemli hale gelebilir.
Anthropic doğrudan ilaç şirketine dönüşmüyor
Burada sınırı doğru çizmek gerekiyor.
Anthropic’in kurduğu laboratuvarın özellikle doğrudan ilaç keşfi amacıyla kurulmadığı şirket tarafından belirtiliyor.
Şirketin yaşam bilimleri tarafında ilaç araştırmalarına yönelik daha geniş hedefleri bulunuyor ancak Anthropic şu aşamada klinik deneylere girmeyeceğini ve ilaçları pazara taşıyan klasik ilaç şirketleriyle rekabet etmeyi hedeflemediğini söylüyor.
Odak daha çok erken aşamadaki bilimsel süreçleri hızlandırmak.
Anthropic özellikle geleneksel ilaç şirketlerinin ekonomik veya teknik nedenlerle yeterince ilgi göstermediği bazı hastalık alanlarında yapay zekânın fayda sağlayabileceğini düşünüyor.
Ancak burada da sonuç garanti değil.
Bir molekülün bilgisayar üzerinde umut verici görünmesiyle güvenli ve etkili bir ilaca dönüşmesi arasında yıllar sürebilen çok sayıda aşama bulunuyor.
Yapay zekâ bu süreci hızlandırabilir.
Ama bugün için bu basamakları ortadan kaldırmış değil.
Anthropic biyoloji tarafını parça parça hazırlıyor
Laboratuvar hamlesi tek başına ortaya çıkmadı.
Anthropic kısa süre önce bilim insanlarına yönelik Claude Science çalışma ortamını kullanıma sundu. Şirket ayrıca yaşam bilimleri profesyonellerinin daha gelişmiş modelleri kontrollü biçimde kullanabilmesi için Life Sciences Verification Program adlı yeni bir erişim sistemi başlattı.
Biyomoleküler modelleme tarafında yayımlanan son çalışmada ise Claude’un 30’dan fazla açık kaynak model üzerinde optimizasyon yaptığı ve bu modelleri ortalama yaklaşık dört kat hızlandırdığı açıklandı.
Bunları yan yana koyduğumuzda daha net bir tablo çıkıyor.
Claude Science bilgisayar tarafını oluşturuyor.
Gelişmiş biyoloji modelleri analiz tarafını güçlendiriyor.
Laboratuvar ise fiziksel doğrulama tarafını sisteme yaklaştırıyor.
Bunların hiçbiri tek başına “yapay zekâ bilim insanı” anlamına gelmiyor.
Ama parçalar aynı yöne bakıyor.
Bize göre haberin asıl önemli tarafı burada
Bir yapay zekâ şirketinin laboratuvar kurması ilk bakışta ilginç bir şirket haberi olarak görülebilir.
Fakat uzun vadede daha önemli soru şu:
Yapay zekâ kendi önerisinin gerçek dünyadaki sonucunu sürekli görebilmeye başladığında ne değişecek?
Bugünkü modeller büyük ölçüde insanların geçmişte ürettiği veriler üzerinden öğreniyor.
Fiziksel deney süreçleri yapay zekâ sistemleriyle daha sıkı bağlantı kurarsa model yalnızca geçmiş bilgileri inceleyen bir araç olmaktan çıkabilir.
Yeni bir hipotez üretilebilir.
Gerçek deney yapılabilir.
Sonuç geri alınabilir.
Yeni hipotez önceki deneyin sonucuna göre oluşturulabilir.
Bu döngü yüzlerce veya binlerce kez tekrarlanabilir.
Yapay zekânın bilim üzerindeki gerçek etkisini belirleyecek şey belki de modellerin ne kadar güzel cevap verdiği değil, fikir ile deney arasındaki süreyi ne kadar kısaltabildiği olacak.
Anthropic’in yeni laboratuvarını ilginç yapan da tam olarak bu.
Yapay zekâ hâlâ ekranın içinde.
Ancak ekran ile gerçek dünya arasındaki kapı artık aralanmaya başladı.



















